Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

6 Aralık 2012 Perşembe

İlk İngilizce Kelimelerimiz: green & monkey

Tüyap Kitap Fuarına gidiyoruz..

Cumartesi sabah kalkıp  Göztepe'den Beylikdüzüne..

Gidiş-Dönüş yol burnumuzdan geliyor.

Fuarın o kalabalığında çocuk temasından faydalanmayı başarıyoruz, Ela'ya bir sürü kitap alıyoruz. 

Ama gittiğimize değiyor.

Bu sefer bir değişiklik yapıp ''My First 50 Words'' diye bir İngilizce kart seti alıyoruz. Kartların bir yanında resimler, arkasında isimleri yazıyor. İlk akşamdan itibaren Ela'ya resimleri gösterip önce Türkçe'sini sonra İngilizcesini tekrarlıyoruz, tekrarlatıyoruz.
5 gün sonra Yeşil ve Maymun kelimelerinin İngilizce'sini hatırladığını fark ediyoruz. 

İngilizce yolculuğumuzda ilk iki kelimemiz Green Monkey oluyor:)

Bugün bu oyuna başlayalı 12. gün. Kelime sayımız 10'a çıktı. Her hatırladığı yeni kelimede çığlık çığlığa, alkışlıyorum onu. 
Tooth, Star, Socks, Green, Foot, Monkey, T-shirt, Shoes, Bicycle, Bus

Bakalım 3 yaşına kaç kelime ile gireceğiz. 

Not: Geçen sene bu zamanlar 2 yaşına girmeden önce 10 tane Türkçe kelimesi ancak vardı. Yaşadığı değişime inanamıyorum:)




25 Ağustos 2012 Cumartesi

Tayt mı Çorap mı?

2 Sene gözünün içine baktığımız, ne zaman konuşacak, ne zaman herşeyi anlatabilecek dediğimiz kızımız 2. yaşgününden sonra öyle hızla konuşmaya başladı ki, hızına biz bile yetişemez olduk.

Hele hele 28.aydan itibaren bilebildiği, sorugulayabildiği kavramlara inanamadım. Öyle sıradan konulara öyle farklı bakış açılararıyla yaklaşıyor ki nutkum tutuluyor. Bizim sıradan bir dünyalı olarak sindirip kabullendiğimiz her gerçeği ''ama neden'' diyerek sorguluyor. Bakar kör gibi davrandığımız, göre göre alıştığımız güzelliklere hakettikleri değerleri veriyor. Bizi de kendi oyununun içine dahil ediyor.

Şimdi anlıyorum çocuklu insanların neden daha mutlu olduklarını... Hayatımıza ne çok anlam katıyorlar.

Geçen sabah hızlıca bir tayt ve bluz giyip yanına gittim. Tam onu kucağıma alacaktım:
-Anne sen çorap mı giydin dedi, taytıma dokunarak..
-!?!? yine höh oldum.
-yoo aslında biz bunu çorap diye giymiyoruz, tayt bu tayt! çorapla sokağa çıkılmaz ki..
 ama tabi çorap gibi de değerlendirilebilir. ay ne biliyim sen de haklısın be çocuk, külotlu çorabın ayak kısımları olmazsa tayt deniyor ve elbisesiz giyilmesi yasal oluyor, ama elbisesiz çorapla sokağa çıkarsan sana deli derler. ve fakat bütün bunları uydurup inandığımız için asıl deli biziz.

Sonuç: Tayt nedir anne?
Cevap: Biz deliyiz yavrum!

23 Ağustos 2012 Perşembe

Yenisini alırız...

Baba-Kız aşkı
Ela'nın son bombalarından biri daha..

Dün akşam eşim cüzdanını kaybetti. Yana yana düşürmüş olabileceği her yere baktık.
Büyük bir telaşla hem koşturuyoruz, hem bankaları arıyoruz, kredi kartlarını iptal ettiriyoruz.
Eşim kendi kendine söyleniyor...

Ela hiç sesini çıkarmadan bu süreci izledi. Artık bulamayacağımıza ikna olup eve dönerken babasına seslendi.
-Sen hiç üzülme baba, yenisini alırız sana!
-???!!!!
-Üzülme, üzülme pembesini alırız:)))

O noktadan sonra ben yerlerde yuvarlanıyordum.

Pembe cüzdanıyla eşimi düşünemiyorum bile!!!

Oruç

Ela 2.5 yaşına geldi. Hayatında büyük değişiklikler yaşıyor, annesi 2 ay önce işe başladı.
O yüzden de Ela'nın inanılmaz gözlemlerini buraya aktaramıyor.
Fakat hafızasında her anını saklıyor. Her müsait anında kaydediyor olacak.

Son günlerde hiç aklımdan çıkmayan bir Ela repliğini paylaşmak istiyorum.
Ramazanın gelmesiyle oruç kavramıyla tanışan tombul kuşum şok olur.

İlk gün anneannesine yediği krakerden vermek ister.
-Teşekkür ederim, Ben orucum, cevabıyla karşılaşır.
Ertesi gün benzer bir olay babasıyla yaşanır.
3. gün kurban olarak annesini seçen Ela, krakeri zart diye annesinin ağzına sokmaya çalışır.
-Aaa, Ela'cığım ben orucum.
-Aaa, oruçmusun anne? Aç bakayım ağzını.
Anne merakla açar ağzını.
-Evet, anne çok oruçsun!!!Çok mu oruçsun, aa evet çok oruçsun... şeklinde bu diyalog devam eder.

Oruç olmayı ne sandı, çok merak ediyorum:)

19 Haziran 2012 Salı

Çocukla Roma Rehberi - Hazırlık Aşaması :)

Karar verdik, İtalya'ya gidiyoruz.
Ama bizim sırtında çantası gezginlerden bir farkımız var! Daha doğrusu bir fazlamız:)
Sırtımızda ki çocuğumuz... :)
Artık 2 yaşında olsa da, her daim sırtımızda olmasa da uçak saatlerinden, otelin konumuna kadar bir çok şeyi onu düşünerek yapmalıyız. Son dakika gelişmelerine, sürprizlere, programsızlığa çok açık değiliz.

Havayolları araştırarak işe başlıyoruz, en uygun fiyatlı ve saatli olanı arıyoruz. Mayısta çıkacağımız seyahat için Ocak ayında biletlerimizi alıyoruz. Oldukça da ekonomik oluyor. (Tüm havayolları biletleri için http://www.onurturizm.info/ 'yu ziyaret edebilirsiniz). Bu kadar erken olduğunda yurtiçi bileti fiyatına denk getiriyoruz. Artık Ela'da 2 yaşını doldurduğu için 3 koltuk almamız gerekiyor. Birey olarak ilk seyahati..

Mevsim olarak baharı tercih etmemizde de kızımızın etkisi çok büyük. İtalya'nın dayanılmaz yaz sıcakları herkes tarafından biliniyor. O kavurucu sıcağın altında gezemeyeceğimiz için, kışında soğuk hava muhalefeti olacağından Nisan ya da Mayısta gitmeyi hedefliyoruz. Kendi kişisel takvimimize göre Mayısta karar kılıyoruz.

Scott House'da ilk dakikalar
İtalya'da ki yol haritamıza da çocuğun temposunu düşünerek karar veriyoruz. Klasik Roma-Floransa-Venedik turunun bize fazla geleceğini bir şehri gezmeyi, en fazla 2 şehir ziyareti olacağını varsayıyoruz.
Son kararımız 3 gün Roma, 2 gün Floransa. Buna karar verene kadar
bir sürü blog, forum, yorum okuyoruz:)

Sıra geldi Roma'da otelin konumuna... Çok merkezi olmasına, ulaşım araçlarına ve havaalanına kolay ulaşılır olmasına dikkat ediyoruz. Avrupa otellerinden beklentimiz yüksek değil. Temiz olsun, sakin olsun, güvenilir olsun dışında bir lüks arayışımız yok. Daha önce giden arkadaşlarımızdan, forumlardan ve İtalya haritasından edindiğimiz izlenime göre Termini Bölgesine karar veriyoruz. Bu bölgede ki Termini Metro İstasyonu sayesinde bir çok bölgeye kolayca aktarma yapabiliyorsunuz ve tabii havaalanına... Bizde ki Haydarpaşa gibi düşünebilirsiniz:) Ayrıca otobüs tercih edenler için çok yakında bir otobüs istasyonu da var. Önündeki Tourist Information'dan nereye kaç numaralı otobüs ile ulaşabilirsiniz sorabilirsiniz. Tüm Roma otellerine de http://www.booking.com dan bakabilirsiniz. Biz burada ki yorumlara ve fotoğraflara göre Termini Bölgesinde'ki Scott House'a rezervasyon yaptırdık. İlk hedefimiz 3 gece bu otelde konaklamaktı.
Floransa'da da 2 gece Hotel Universo'da kalmayı planladık.

Böylece konaklama ve ulaşım kısmı çözülmüş oldu. Gerisi yaşayıp görmeye kaldı.

31 Mayıs 2012 Perşembe

Çocukla İtalya Seyahati - Uçaktayız!

Anne karnındaki seyahatleri saymazsak Ela 2.5 aylık oldugundan beri uçakla seyahat ediyor.
O dönemlerde yemek ve uyku saatlerini uçuş saatlerine denk getirerek ve yanımıza birkaç oyuncak alarak durumu kurtarıyordum:)
Bu sefer ki Ela'nin aklı basında, durumu degerlendirebildigi ilk ucusuydu:)
Ve en önemlisi artık kendine ait bir koltuğu vardı!
Çünkü Kucuk Hanim 2 yasını doldurdu. 26 aylık oldu. Yetişkinler gibi koltuğuna kuruluyor. Tabi bu anne için bir nimet! 2 sene uçakta yapis yapis gitmekten bayilmistik. Bende rahatlığın tadına vardım, dünya varmış:)
Fakat artık oyalamak ve uçuş boyunca koltuğunda oturmasını sağlamak için daha fazla detaya ihtiyacımız var. Geçen seneyle mukayese edildiğinde bir koltuk kazandık ama süt içerek uykuya geçme avantajını kaybettik. Çünkü bu süre zarfında biberonla beslenmeyi kestik ve uyku tamamen doğal sürece bağlı.
Biz de bu eksiği kapatmak için uçağa binmeden bir Pepe dergisi aldık. Artık sizin ufaklık kimi seviyorsa bir tane edinin ve koltuğuna oturana kadar vermeyin, bunalmaya başladığı bir anda da sürpriz olarak çıkarın. İlave olarak yemekten hoşlandığı 2-3 çeşit çantanızda olursa bu da çok hayat kutarıcı oluyor.
Zaten iniş ve kalkışları da ayrı bir şenliğe çevirdiğimiz için bir 15 dakika da oradan kazanıyoruz.
-AAAA, Elacıımmmm uçak kalkıyor, bak şimdi nasıl da uçacak...
-Bak bulutları gördün mü?
-Aaa denize bak!
-Ahh, şimdi de iniyoruz, bakalım aşağıda neler varmış..., derken 2 saatlik İstanbul-Roma yolculuğunu tamamladık. Sağolsun kendisi de yardımcı oldu. Arabada giderken uyuma alışkanlığı olduğu için uçak kalktıktan bir süre sonra uyumak istedi. Minik bir şekerlemeyle hem kendini hem bizi rahatlattı.

Konumuza dönersek 2-3 saatlik uçak yolculuklarını çantanıza alacağınız bir iki değişik oyuncak, bir dergi, biraz boyama kalemi ve bir kaç çeşit yiyecek ile rahatça tamamlayabilirsiniz. (Bunun dışında iniş ve kalkışta bazı çocukların basınçtan çok rahatsız olduğunu gözlemliyorum. Onları sakinleştirebilecek bir özel eşyayı da annenin yanında taşıması yardımcı olabilir diye düşünüyorum.)

Bol yolculuklar:)

11 Mayıs 2012 Cuma

İstersen...

Ela konustukca kendimi tanımaya başladım. Nasıl konuştuğumu bilmiyordum, daha çok yazı yazarken dikkatimi çekerdi sık kullandığım kelimeler.Onları düzeltmeye calisirdim. Ama simdi kendimi kameradan izliyor gibiyim:) çok keyifli, bir o kadar da komik! Kucuk tosbagam benim, benden duydugu herseyi kaydedip yerli yersiz kullanıyor:) ben önce sok oluyorum, sonra gülmekten bayılıyorum. Son haftaların kelimesi ''istersen''... Her cümlenin sonuna koyuyoruz bunu! -anne ebbep(ekmek) ver istersen... -anne parka gidelim istersen... -anne ''kaan'' söyle istersen... (bu da başka bir hikaye). Bunlar aslında benim istegime kalmamış, net talep cümleleri, ama aklınca kibarlasiyor hanımefendi:)