Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

11 Mayıs 2012 Cuma

İstersen...

Ela konustukca kendimi tanımaya başladım. Nasıl konuştuğumu bilmiyordum, daha çok yazı yazarken dikkatimi çekerdi sık kullandığım kelimeler.Onları düzeltmeye calisirdim. Ama simdi kendimi kameradan izliyor gibiyim:) çok keyifli, bir o kadar da komik! Kucuk tosbagam benim, benden duydugu herseyi kaydedip yerli yersiz kullanıyor:) ben önce sok oluyorum, sonra gülmekten bayılıyorum. Son haftaların kelimesi ''istersen''... Her cümlenin sonuna koyuyoruz bunu! -anne ebbep(ekmek) ver istersen... -anne parka gidelim istersen... -anne ''kaan'' söyle istersen... (bu da başka bir hikaye). Bunlar aslında benim istegime kalmamış, net talep cümleleri, ama aklınca kibarlasiyor hanımefendi:)

10 Mayıs 2012 Perşembe

Kıyıköy & Kastro Gezisi

Yaz kokusu gelmişken...
Havalar ısınmış, herkes gözünü yollara dikmişken..
Anlatmadan edemeyeceğim.
İstanbullular! Burnunuzun dibinde bir Kıyıköy var. Muhteşem manzarası, harika kumsalı ve lezzetli balıklarıyla sizi bekliyor. Yediğim, içtiğim benim olsun ama şu fotoları bir paylaşayım:)

23 Nisan sabahı yola çıkıyoruz. Amacımız sevgili kuzularımız Ela ve Kaan'a doğada bir gün geçirtebilmek. İstanbul-Kıyıköy arası 156km.Edirne yönüne doğru ilerleyip Çerkezköy ayrımını kullanıyoruz.Önce Vize'ye oradan da Kıyıköy'e ulaşıyoruz. Bu arada Kırklareli- Kıyıköy yolunda çeşitli okullarda 23 Nisan kutlamaları yapan okulların öğrencilerini görüyoruz. Ela ilk defa okul bandosu görüyor. Kendini arabadan atmak istiyor:) İnceeaaaaaaaaaam, inceaaammmmmmm çığlıklarıyla Kıyıköy'e ilerliyoruz. Bizi yukarıda gördüğünüz köprü karşılıyor. Onun üzerinden sahile  iniyoruz:) Kaan(1 yaş) ve Ela(2 yaş) için şenlik başlıyor. 


Ela için deniz, göl, nehir, damacana farketmiyor. Hepsine SU diyor. Mevsim itibariyle sahil bomboş. Bizden önce gelmiş bir çift ve 2 yaşında çocukları var. Koca sahilde 3 çift ve 3 çocuk oluyoruz. ve rahatlarını bozduğumuz akşamdan kalma 2 köpek:P Tamda güneş üzerlerine vurmuş, sıcaktan mayışmış uyurlarken Kaan ve Ela çığlıklarıyla hayvanları uyandırıyorlar. Gülay hemen Kaan'ın çoraplarını çıkarıyor ve Kaan kumlarla bütünleşiyor. Önce bir dokunmak istemiyor ama bir iki hamleden sonra gayet ortama uyum sağlıyor. Ela'da kovasını ve küreğini alarak işinin başına geçiyor. Tabi 2 yaş krizimiz sebebiyle yaşıtlarla oyun oynamak ve oyuncak paylaşmak bizim için tam bir kriz. Bir kaç kez kovasına yönelen Kaan'a çığlıklarla karşılık veriyor. Allahtan Kaan sadece 1 yaşında ve hala çok uyumlu, ikisinin krizleri çatışmıyor. Kaan'ın sakinliği ve Gülay'ın yaratıcılığıyla çocuklar kıyıya oturuyorlar. Gülay ikisinin eline de bir sopa veriyor. Sopalarını suya sokmaya çalışıyorlar. Bu arada da sabah güneşinin nimetlerinden faydalanıyorlar:)) Arka planda çocuklarının suya düşmesinden tırsan babalardan bahsetmiyorum. ve kendimden de...Bu gezide benim görevim fotoğraf çekmek:) Ufaklıkların çocukluğunu, bizimde gençliğimizi ölümsüzleştiriyorum:)

Bu güzel sahilde bir süre takıldıktan sonra Kıyıköy'ün içinde bir yürüyüşe çıkıyoruz. Öğle yemeği için manzarası süper bir Balıkçı buluyoruz. Pazartesi olması sebebiyle kalabalığa rastlamıyoruz. Manzaranın en güzel gözüktüğü yere yerleşiyoruz ve taze balıklarımızın siparişini veriyoruz. Balık çok sevmeyenler için bile önerebilirim. Gerçekten başarılılar:)
Yemek sonrası Kaan ve Ela tekrar kendilerini bahçeye atıyorlar. Hatta benim sevgili kızım bahçeye çıkabilmek için yemediği balığı yutuyor! Kıyıköy'e gelirken muhteşem bir yoldan geçiyorsunuz. Her köşede durup fotoğraf çekmek isteğiniz tavan yapıyor. Bu yüzden yolda ilerlemek zorlaşıyor:9 Biz de giderken gözümüze kestirdiğimiz noktalara dönerken uğramak istiyoruz. Yolumuzun üzerinde bizi Kastro bekliyordu. Kıyıköy'e 18 km olan Kastro muhteşem bir doğaya sahip. İnce kumlu sapsarı plajı, yemyeşil ağaçların arasında uzanıyor. 4 Mevsim ayrı güzel olduğu söyleniyor. Bahar aylarında dinlenmek , doğanın içinde piknik yapmak  ve inanılmaz bir manzara seyretmek için çok doğru bir yer. Yanlız konaklama imkanı yok. Kır kahvesi tarzında tesisler var. Kalmak isteyenler Kıyıköy'e dönebilirler.
Tüm öğleden sonramızı bu huzuru seyrederek geçiriyoruz. Akşamüstü hava kararmadan yola çıkıyoruz ve yol manzaralarının tadını çıkararak İstanbul'a varıyoruz.
Çocukla gezmeye devam!!!


7 Mayıs 2012 Pazartesi

Dönelim Anne!

Çok costuğumuz zamanlar Ela'yı kucağıma alıp dönüyoruz:) Ela buna bayılıyor, kahkahalar atıyor. Hiç bitmesin istiyor. Gelin görün ki benim her zaman o kadar enerjim olmuyor.
Az önce Pokoyo'nun döndüğünü gören Ela'da dönmeye başladı. Ama tatmin olmadı. Baktı ki bu şekilde yeterince hızlı olmuyor, başladı ikna turlarına :
-Anne, galk, dönelim.
-Ben biraz yorgunum Ela'cım, kendin dönsen....
-Neden ya, galk, dön!

Bu bir emirdi galiba:) Suratında öyle sinirli bir ifade vardı ki dayanamadım döndük tabi:)

4 Mayıs 2012 Cuma

Anneysen.com Ücretsiz Hamilelik Eğitimi

İçimizde hali hazırda hamile olan ve bu özel dönemle ilgili bilgi almak isteyen anne adaylarına bir duyurum var.
Anne-Bebek dostu anneysen.com  şöyle bir Eğitim Programı program düzenliyor:

12 Mayıs 2012, Cumartesi günü saat: 10.00 - 13.00 arasında Universal Çamlıca Hastanesi’nde,

09.30 Karşılama ve Kayıt


10.00 Hamilelik döneminde yapılması ve dikkat edilmesi gerekenler,


yaptırılması gereken testler ve doğum yöntemleri Op. Dr. Ebru Füsun Işık, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı


10.30 Hamilelik döneminde ve doğum sonrasında beslenme rehberi Dyt. Samet Yağlı, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı


11.00 Ara

11.15 Emzirmenin püf noktaları ve teknikleri, bebeğin evdeki ilk günlerinde dikkat edilmesi gerekenler (yenidoğanın beslenmesi, banyosu, masajı,


bakımı) Zeynep Ekşi, Eğitim Hemşiresi


11.45 Yenidoğandan toddler dönemine ev kazaları ve ilk yardım teknikleri


Dr. Serhat Çehreli, Acil Servis Koordinatörü


12.15 Ara


12.30 Hastane tanıtım turu

Universal Çamlıca Hastanesi’nde düzenlenecek eğitime kayıt için anne adayları www.anneysen.com dan bilgi alabilirler.
Ben de hamileliğimde buna benzer bir programa katılmıştım, beslenme ve dikkat edilmesi gereken konularla ilgili faydalı bilgiler edinmiştim.

Yolun başındaki yeni annelere çok güzel bir yolculuk diliyorum.

3 Mayıs 2012 Perşembe

Şekerler Erir mi Gider mi?

Çaya, süte atılan şekerler nereye gidiyor?
Bunu ve bunun gibi kavramları 2 yaşında bir kıza nasıl anlatacağımı daha önce hiç düşünmemiştim.
Düşünmem gerektiğini hızla öğrendim. Zihnime sağlık!

Sıradan bir kahvaltı sabahı çaya atılan küp şekerlerin eridiğini!!! gören Ela dehşete düşer.
-Anne şeker gitti.
-Hım, gitmedi, eridi kızım.
-ayııırrrrrr, gitti anne, şeker yok.

Bunun arkasından beyhude bir diyalog gelişti aramızda.

Eridi, gitti, bitti, yeniden ver, başka şeker ver, bir daha ver...

Sanırım Fen Dersleri için ideal yaş 2.

Bahar geldi, Ben de döndüm:)


Blogun adını Elayla geziyorum olarak değiştirsem mi diyorum.
Bu sene de her zamanki gibi leyleği havada görmüş olmalıyım.
Fırsat buldukça günlük tatilleri bile değerlendirerek geziyorum.
Hali hazırda sizinle paylaşmam gereken bir Kütahya bir de Kıyıköy gezi notlarım ve fotoğraflarım var. Çok taze, mis gibi, bahar kokulu:)

Bir süredir hayatımdaki yoğun değişiklikler sebebiyle bloguma vakit ayıramadım ama çıtır çıtır yazılarla aranıza geri dönüyorum. Ayrı kaldığımız zamanı telafi edeceğim:)

11 Mart 2012 Pazar

Görsel Hafıza

Çocuğunuzun hafızasının gücünü hiç düşündünüz mü? Sanırım düşündüğümüzün ve hayal edebileceğimizin çok ötesinde...
Bu sabah yaşadığımız bir olayda 
anne-baba olarak şok olduk.

Dün Ela için alternatif boyalar ararken mum boyalara rastladım, bir paket aldım, kendisiyle paylaşmak üzere yanına döndüm. Paketi verdiğim andan itibaren boyalardan çok paketin üzerinde ki resimlerle ilgilenmeye başladı. Ben  önemsemedim. Resim yapmaya teşvik ettim.

Sabah uyanıp boyaları eline alınca tutturdu: awuf, awuf , awuf demeye... Ne istediğini kesinlikle anlamıyoruz. Elimden tutup arka odaya götürüyor, birşeyler gösteriyor, ben anlamadığım için başka şeylerle oyalamaya çalışıyorum. Sonunda pes ettim. Kahvaltı hazırlamaya gittim.

Bu sefer babasını alıp götürmüş, Kalem kutusunu da almış, üzerinde ki Play-Doh logosunu göstermiş, VE TEKRAR AWUF, AWUF demeye başlamış, Aynı zamanda oyun hamurlarını sakladığımız dolabı gösteriyormuş:) AWUF = HAMUR demekmiş. Play-Doh logosu ona oyun hamurlarını hatırlatmış, zavallım hamurları düşünmekten bir türlü konsantre olup resim yapamıyormuş.

Biz babasıyla şok olduk. Okuma yazma bilmeyen 2 yaşındaki bir ufaklığın logolara dikkat edebileceğini, tanıyabileceğini nedense düşünmemişiz.

Kimbilir bildikleri, tahmin edebildiğimizin ne kadar ötesinde...